Gece delindi… egsozu delik bir arabanın çirkefliğiyle…
Tavana dikilen oldu gözler, “görünemeyen”, kirli bir avizenin ışığındaki gölgeler olsa da…
***
Betona çakılan bir çividen farksızdı, kıpırdamayandı... ………….bakışlar, hayaline verilen randevunun sadakatinden…
Düşünüldü bir bir… kaç vesait değiştirendi yürek, “sen yolculuğunda”... Ve indi bindi bedeli, sensizliğe ramak kalınmışlık mıydı her köşe başında?
***
Açıktı… ama artırmaya gelmeyendi sevdan… Hiçbir zaman açık artırmaya sunulan olmamıştı da yüreğin, Sahtekar Sokağı’nın dibindeki bir müzayede salonuna gömülen üç noktalı bitişlerde…
Birtek alıcıya verilecek bir anahtarı vardı ………….gözlerinin... bir de Sakarya Caddesi’nde tenha bir kafeteryanın isli duvarlarında gizlenen ………….söylenmemişlikleri…
Sarmaş dolaş bekleşirken gözlerinde gözlerim, düşecek bir damla gözyaşına branda açandı ………….şefkatim… çalı çırpı sayıp kirpiklerini tutunsa da düşmemek için direnen ürkek gözyaşların…
***
Hiç olmayandı, ellerinden tutmalarım, tensel bir dokunuşun en masumu olsa da, yasak sevda günlerinde…
Ama yine de sevilendi seninle, birtek kum tanesinin doldurduğu kum saatinin aceleciliğine yenilen zamancıkların ………….lezzeti…
***
Gece delindi… Yaklaşan ayak seslerinin tedirginliğinde…
Ve hayalin dalgın gözlerimden kaçandı, ansızın yanan bir ampülün pervasız tokadıyla…
Kemal SÜME - 08.07.2008
|